11 Mart 2013 Pazartesi

32. İstanbul Film Festivali'nde İzlenmesi Gereken 10 Film


30 Mart-14 Nisan 2013 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 32. İstanbul Film Festivali'nin bu seneki programı oldukça zengin. Dünyanın dört bir yanında gelen filmlerle sinefillere harika bir sinema keyfi sunmaya hazır olan festivalde izlenmesi gereken 10 film seçmek ise neredeyse imkansız. İKSV'nin resmen sinema keşfi yaptığına tanıklık ettiğimiz programda birbirinden önemli filmler bulunmakta. Çoğunun ilk defa seyirci karşısına çıkacağını düşünürsek hangi filmin başarılı olduğunu kestirmek de bir o kadar zor. Yine de elimden geleni yaparak hazırladığım bu listede sizin için 10 film önerdim. Tabii ki listeyi hazırlarken yine kendimi baz aldığımı belirtmek isterim. Kısaca bu liste "eğer İstanbul'da olsaydım ve hiç bir filmi izlememiş olsaydım hangi filmleri izlerdim?" sorusunun cevabı bulunmakta. Ayrıca, liste sonunda her zamanki gibi yapacağım ek önerilerde bulunucağını belirtmek isterim. İşte Film Doktoru'nun 32. İstanbul Film Festivali'nde İzlenmesi Gereken 10 Filmi:



10. GANGS OF WASSEYPUR
(WASSEYPUR ÇETELERİ)


Bir hintli arkadaşım tarafından ısrarla tavsiye edilen "Gangs of Wasseypur" (Wasseypur Çeteleri), Hint sinemasını yakından incelemek isteyenler için gerçekten biçilmiş kaftan. Festivalde iki bölüm halinde gösterilecek olan filmin Asya Pasifik Ödülleri'nde Jüri Büyük Ödülü bulunuyor. Anurag Kashyap'ın yönettiği filmin ilk bölümünde babasının intikamını almaya çalışan Shahid Khan'ın korkulan bir adama dönüşme süreci anlatılırken ikinci bölümünde ise oğlu Faizal Khan'ın hanedanlığı yürütme hikayesi konu alınıyor. Genel olarak olumlu eleştiriler alan filmin tek dezavantajı ise 320 dakikalık devasa süresi. Özellikle ikinci bölümünün sonlarına doğru açılan filmin notuna buradan ulaşabilirsiniz.


9. KON-TIKI


Özellikle sanat yönetimi ve kostüm tasarımıyla öne çıkan "Kon-Tiki", Norveç sinemasının önemli örneklerinden biri. Basit senaryosu ve zaman zaman inandırıclıktan uzak oyunculuklarına rağmen filmin 85. Akademi Ödülleri'nde Yabancı Dilde En İyi Film dalında adaylığı bulunması ise filmi izlemek için başlı başına bir neden. Joachim Rønning ve Espen Sandbergkon-tiki tarafından yönetilen filmin en güzel tarafı ise enfes görüntü yönetimi. Filmin süresi 118 dakika olup eleştirisini buradan okuyabilirsiniz.


8. UPSTREAM COLOR (GİZLİ KİMYA)


Sundance Film Festivali'nde ses tasarımında Jüri Özel Ödülü kazanan "Upstream Color" (Gizli Kimya), 2013'ün kesinlikle izlenmesi gereken filmlerinden biri. Shane Carruth'ın yazıp yönettiği filmde yaşlanmayan bir organizmanın yaşam döngüsüne kapılan iki çifti anlatıyor. Başrollerinde  Andrew Sensenig, Shane Carruth ve Amy Seimetz'in bulunduğu film şimdiden oldukça güzel eleştiriler almış durumda. Bu da filme olan merakımı fazlasıyla arttırıyor. Filmin süresi ise 96 dakika.


7. DJÚPID (DERİN SULAR)


85. Akademi Ödülleri'nde ilk dokuza kalarak bu listeye girmeyi başaran "Djúpid" ingilizcesiyle "The Deep" (Derin Sular), Oscar sezonundan beri merak ettiğim filmler arasında. Baltasar Kormákur'un yönettiği İzlanda yapımı film, teknesi batan bir balıkçının dondurucu soğukluktaki okyanustaki hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Gerçek yaşam hikayesine dayanan filmin İzlanda'nın Oscar'ları olarak kabul edilen Edda Ödülleri'nde birden çok adaylığı bulunmakta. Yukarıda bahsettiğim gibi filmin ilk dokuza kalması bile bu filmi izlemek için başlı başına bir neden. Filmin süresi ise 95 dakika.


6. SOĞUK


"Yazı Tura" (2004) ile oldukça başarılı bir filme imza atmasına rağmen "Ejder Kapanı"yla (2010) hayal kırıklığı yaşatan Uğur Yücel'in yeni filmi olan "Soğuk", 2013'ün izlenmesi gereken yerli yapımlarından biri. Şimdiden beklenti oldukça yüksek ve fragman da bir o kadar başarılı. "Üç Maymun"dan (2008) tanıdığımız Ahmet Rıfat Şungar'ın başrolünde oynadığı film, pavyonda çalışan üç rus kız kardeşin en küçüğüne aşık olan Enver'i konu alıyor. Özellikle görüntü yönetimi ve cinsiyet ayrımcılığına dikkat çeken konusuyla öne çıkan filmi süresi ise 105 dakika.


5. THE PERKS OF BEING A WALLFLOWER
(SAKSI OLMANIN FAYDALARI)


Yazar Stephen Chbosky'nin aynı adlı romanınından uyarlayıp yönettiği ikinci filmi "The Perks of Being a Wallflower" (Saksı Olmanın Faydaları), üst metinde liseli öğrencilerin ergenlik sorunlarını, alt metinde ise ciddi konuları işleyen başarılı bir bağımsız film örneği. Başarılı oyunculuklarıyla öne çıkan filmin başrollerinde Logan Lerman, Emma Watson ve Ezra Miller oynuyor. Alt metninde oldukça önemli konuları işlemesine rağmen bu konuları hafif bir dille işlemeyi tercih eden filmin eksik yanı da buradan kaynaklanıyor. Yine de türüne göre daha olgun bir tablo çizen film 2012'nin göz atılması gereken eğlenceli yapımlarından biri. Filmin süresi 102 dakika olup eleştirisini buradan okuyabilirsiniz.


4. LOS AMANTES PASAJEROS
(AKLIMI OYNATACAĞIM)


İspanya yapımı "Los Amantes Pasajeros" ingilizcesiyle "I'm So Excited"ı (Aklımı Oynatacağım) izlemek istememin tek nedeni yönetmen Pedro Almodóvar. Film, Mexico City'e gitmek olan bir uçağın sorunlar yaşamaya başlamasıyla alçalmaya başlaması üzerine özel sırlarını birbirlerine anlatan yolcukların komik hikayesini konu alıyor ki, bu kadarı bile filmi merak etmemize sebep oluyor. Almodóvar'ın kendine has mizahını yeniden tadacağımız filmin başrollerinde Javier Cámara, Pepa Charro ve Cecilia Roth bulunurken yan oyuncu kadrosunda ise Antonio Banderas ve Penélope Cruz bulunmakta.


3. STOKER (LANETLİ KAN)


Mia Wasikowska, Nicole Kidman ve Matthew Goode'nin başrollerini paylaştığı "Stoker" (Lanetli Kan), babasını kaybeden India'nın dengesiz annesi ve gizemli amcasıyla olan ilişkisini konu alıyor. "Oldboy" (İhtiyar Delikanlı, 2003) ile tanınan Güney Koreli Chan-wook Park'ın yeni filmi olması sebebiyle özellikle merak ettiğim filmin olumlu eleştiriler almaya başlamış olması da 2013 filmleri listesi için önemli bir yer taşımasını sağlıyor. Gerilim sevenlerin özellikle kaçırmamasını önerdiğim filmin süresi ise 98 dakika olup filmin eleştirisini buradan okuyabilirsiniz.


2. THE PLACE BEYOND THE PINES
(BABADAN OĞULA)


"Blue Valentine" (Aşk ve Küller, 2010) ile dikkatleri üzerine çeken yönetmen Derek Cianfrance'ın yeni filmi olan "The Place Beyond the Pines" (Babadan Oğula), 2013'ün en merak ettiğim filmlerinden biri. Oğluna bakabilmek için hırsızlık yapan Luke ile polis memuru Avery arasındaki kan davasını konu alan filmin başrollerinde Ryan Gosling, Bradley Cooper, Eva Mendes ve Ray Liotta bulunuyor. Şimdiden aldığı olumlu eleştirilerle 2013'ün izlenmesi gereken filmleri arasına giren yapımın süresi ise 140 dakika olup filmin eleştirisini buradan okuyabilirsiniz.


1. BEFORE MIDNIGHT
(GECEYARISINDAN ÖNCE)


"Before Sunrise" (Gün Doğmadan Önce, 1995) ve "Before Sunset" (Günbatımından Önce, 2004) filmlerinden sonra serinin üçüncü filmi olma özelliği taşıyan "Before Midnight" (Geceyarısından Önce), bu listenin zirvesinde. Richard Linklater'ın yazıp yönettiği film, Celine ve Jesse'nin ilişkisine kaldığı yerden devam ediyor. Aldığı harika eleştirilerle şimdiden 2013'ün mutlaka izlenmesi gereken filmler listesine girmeyi başaran film, ödül sezonu içinde önemli bir yere sahip.  Ethan Hawke ve Julie Delpy'nin üçüncü kere kamera karşısına geçtiği film kısaca festivalin en merak ettiğim filmi. Filmin süresi ise 108 dakika olup eleştirisini buradan okuyabilirsiniz.


Bu filmlere ek olarak negatif eleştiriler almasına rağmen 65. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen dalında ödül almış "Post Tenebras Lux" (Karanlıktan Aydınlığa), Neil Jordan'ın yeni vampir filmi "Byzantium", Peter Greenaway'in mistik ve ilginç filmi "Goltzius and the Pelican Company" (Goltzius ve Pelikan Kumpanyası), Cesar Ödülleri'nde adaylıkları bulunan "Dans la maison/In the House" (Evde) ve 65. Cannes Film Festivali'nde Belirli Bir Bakış Ödülü alan "Después de Lucía/After Lucia"da (Lucia'dan Sonra) izlemek istediğim filmler arasında. Bu arada Gus Van Sant'ın yeni filmi "Promised Land" (Kayıp Umutlar) ise fazlasıyla zayıf bir film olduğu için önerdiğim filmler arasına bilerek koymadım. Filmin notuna buradan ulaşabilirsiniz.

0 yorum:

Yorum Gönder