21 Kasım 2014 Cuma

INTERSTELLAR (2014)

>
NOT: A
Yazıya nasıl başlayacağımı açıkçası bilmiyorum. Üzerinden günler geçti ama ben etkisinden hala çıkamadım. Üstelik ilk hafta iki gün üst üste izlemiş olmama rağmen. İşin garip tarafı ise içimdeki bir daha izleme isteğinin bir türlü bitmemiş olması.

Christopher Nolan, "Interstellar / Yıldızlararası" projesini bir buçuk yıl önce açıkladığındaki heyecanımı anlatamam. O zamandan beri dört gözle beklediğim filmin fragmanı ilk çıktığında ise nerede bulunduğumu önemsemeden büyük bir heyecanla izlemiş ve beğenmiştim; fakat Nolan'ın bu sefer fragmanda film hakkında pek bir şey göstermemesinin birçok izleyici de hoşnutsuzluk yarattığına tanıklık ettim. Hatta bir ara, daha görücüye çıkmayan filmin yerin dibine sokulduğunu gördüm. Gel gelelim durum tabii ki böyle olmadı ve Nolan yine seyirciye muazzam bir film sunarak yapacağını yaptı. Değeri yıllar sonra daha da fazla anlaşılacak bir modern başyapıta imza atan usta yönetmenin yeni nesile ilham kaynağı olacak yıldızlararası macerası ağır bilimsel metniyle bir yandan seyirciyi zorlarken, daha önce tanıklık etmediğimiz bir uzay macerasına hiç olmadığı kadar gerçekçi bir şekilde bakma şansı veriyor. Bu arada, yazının bundan sonrasında bazı sürprizbozanlara başvurabilme ihtimali bulunduğundan yazıyı filmi izleyenlerin okumasını öneririm.

Cooper (Matthew McConaughey)
"Yıldızlararası", Christopher Nolan'ın "The Prestige / Prestij" (2006) zamanlarına dönüş niteliğinde aslında. Bütçe olarak tabii ki kıyaslanamaz ama alt metni ve hikayeyi işleyiş tarzıyla filmdeki "Prestij" havası dikkatli bakıldığında ortaya çıkıyor. Zaten eleştirmenlerin ikiye bölünmelerinden bile benzerlik yakalamak mümkün. Her filmini en ince ayrıntısına kadar tasarlayan ve "ana" tema olarak belli olguların üzerinden giden Nolan'ın bu filminin temaları evrenin belki de en güçlü öğeleri olan "sevgi" ve "zaman". Matthew McConaughey'nin kariyerinin en iyi performanslarından birini verdiği filmin başrollerinde Mackenzie Foy, Anne Hathaway ve Jessica Chastain; yardımcı oyuncu kadrosunda ise Michael Caine, Casey Affleck, Wes Bentley, Ellen Burstyn ve Oscar'lı sürpriz bir isim bulunmakta. Bu arada, filmin sadece bir bilim belgeseli olmadığını düşünürsek bilimsel teoremlerin bilim kurgu filmlerinin gerektirdiği düzeyde belli bir kurgu içerisinde seyirciye sunulması kadar normal bir şey olamaz. O yüzden bilim kurgu filmlerindeki olası bilimsel hatalarının hiçbirinin filmin kalitesini ölçmek için bir araç olduğuna inanmıyorum. Ayrıca, yönetmenlerin, özellikle auteur olanların filmlerinde her şeyi açıklamak zorunda olduğuna inanmayan biri olarak Nolan'ın seyircinin yorumuna bıraktığı noktaların da kıstas olduğunu düşünmüyorum. Nolan bunu her filminde yapıyor ve her şeyin açıklanması gerektiğine dair geçmişten gelen alışkanlığın bu durum üzerinde problem yarattığına tanıklık ediyorum. Açıkçası filmde nasıl bu hale geldiğiyle ben bir gram bile ilgilenmediğimi söylemeliyim; bir Shakespeare oyununda sahne açılır ve oyun olmuş olan olaylar üzerinden ilerler. Ve ben de seyirci olarak gerçekten çok merak ettiğim yerlerin üzerinde düşünerek bu boşlukları kendi hayal gücümle doldururum.

Gıda sıkıntısından yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir dünyayı seyirciye sunan "Yıldızlararası", üst metinde bir grup uzay kaşifinin dünyamıza alternatif bir dünya arayışını konu alıyor. Nolan'ın imza niteliğindeki eşini kaybetmiş ana karakteri ise bu filmde kızını her şeyden çok seven eski NASA pilotu ve mühendis Cooper (Matthew McConaughey). Kızı Murph'ün (Mackenzie Foy) hayalet olarak adlandırdığı yerçekimine dayalı bir anormalliği çözen Cooper'ın kendini gizli NASA üssünde bulması karakteri hayatının en büyük kararını verme aşamasına getiriyor. 48 yıl önce Satürn'ün yanında bir solucan deliği bulunduğunu öğrenen Cooper'ın kızını ve oğlunu onları gelecekte bekleyen işkenceden kurtarmasının tek yolu ise bu deliğin açıldığı galaksiye giderek alternatif bir dünya bulmak; çünkü aksi takdirde yeni gezegende koloni oluşturma ve dünyadaki insanları geride bırakma planı olan Plan B hazırda beklemektedir. Gelmiş geçmiş en iyi pilotlardan olmasının yanında kızına olan düşkünlüğü nedeniyle bu zor görevi kabul eden Coop'un görelilik kuramına göre zaman daha yavaş akacağından kendini bir korkunç bir yarışın içerisinde bulur. Ondan önce yaşlanacak olan kızını belki de bir daha hiç görememe ihtimali bulunan ana karakterin bundan sonra artık her saniyesi daha da değerli hale gelir.

Cooper ve Brand (Anne Hathaway)
Christopher Nolan'ın karakterlerinin psikolojisini yine derinden ele aldığı "Yıldızlararası"nın alt metninde aslında insanoğlunun zamanın kıymetini bilemediğinin metaforu yapılıyor. Çocuklarının hayatları için belki de yıllarca sürecek uzay yolculuğuna gitmek zorunda kalan Cooper, ailesinin geleceğini sağlamak için onlardan uzak ciddi bir iş teklifini kabul eden bir baba figürü olarak seyirciye sunulmakta. Ebeveynlerin çocuklarının geleceği uğruna hayatlarında ciddi ikilemlerde kaldıklarının altını çizen Nolan, hayatta hiçbir şeyin 1 veya 0, evet ya da hayır olmadığına dair olan felsefesini bu filmde de devam ettiriyor. Coop'un çocuklarının en güzel anlarına tanıklık edemediği gibi kötü zamanlarında da yanlarında olamadığını; kısaca çocuklarıyla geçirdiği vaktin her şeyden daha değerli olduğunu çok geç de olsa farkettiği ve bunun pişmanlığını mükemmel bir şekilde tasarlanmış hiperküp/S.T.A.Y (beşinci boyut) sahnesinde yaşadığı filmde zamanın ne kadar değerli bir kavram olduğu bu sefer bir ilki gerçekleştirerek bilimsel bir metaforla ekrana taşındığını görüyoruz. McConaughey'nin adeta kendini parçalayarak Oscar adaylığını hak ettiği bu sahnede Coop'un "Gitmeme izin verme Murph!" çıklıkları adeta yüreğinize işliyor. Nolan burada inanılmaz bir kompozisyona imza atmış resmen. Hatırladıkça hala tüylerimin diken diken olduğunu ve gözlerimin yaşardığını söylemeliyim. Kısaca Cooper'ın burada ailesi için kendini işine adayan ve bunun yüzünden ailesine vakit ayıramadığından pişmanlık duyan bir babayı canlandırdığını söyleyebiliriz. Bu arada, bu baba figürü aynı zamanda kaybedilmiş bir bireyi de temsil edebiliyor olabilir ki yukarıda bahsettiğim durumu da "insan kaybı" olarak nitelendirmek mümkün. Bunu da bir sonraki paragrafta elimden geldiğince açıklayacağım.

Coop'un çocuklarına dair duyduğu "sonsuz sevgi"si yüzünden böyle bir karar vermek zorunda kaldığı filmde Nolan'ın tüm bunları çocuklar tarafından da ele alması filmin duygusal tonuna zemin hazırlayan en büyük etken. Coop'un onlar için yaptığı fedakarlığı ne yazık ki anlayamayan Murph ve Tom'un (Timothée Chalamet) babalarına karşı süren yıllar boyunca süren nefret ile sevgi arasında kalan hislerine ve davranışlarına tanıklık ediyoruz. İnsanları yargılamadan önce onları anlamanın gerektiğini ve anlayamadığımız süre içerisinde de zamanın değerini bilemediğimizi vurgulayan Nolan, aile bireyleri arasındaki gereksiz küslüklere dikkat çekerken, bireyler arasındaki bağın "zaman" ve "mekan"ın (farklı galaksilerin) ötesine gidebilen tek şey olan sevgi sayesinde güçlenebileceğini duygusal ve mecazi bir dille bizlere sunuyor. Ve bunun da insanların arkalarında bıraktıkları en büyük miras olan kitapları ve kişisel eşyalarıyla olduğunun belirtilmesi filmin duygusal tonunu bir üst seviyeye taşıyor. En azından beni gerçekten derinden etkilediğini söyleyebilirim. Asıl zaman yolculuğunun nesilden nesile geçen kitaplarla yapıldığını belirten Nolan kardeşlerin kişisel eşyalarla da anıların önemini vurguladığını söylemek mümkün. Filmde yıllar önce babasının niye gittiğini anlayamadığı için kızgın olan ve konuşmayan Murph'un zamanla konuşmaya başlamasıyla babasını anlamaya başlaması çok zor olmuyor. Arkasında bıraktığı kitapları ve o biricik saatiyle Cooper'ın nerede olursa olsun Murph'un (Jessica Chastain) içinde yaşamayı sürdürdüğü "Yıldızlararası"ndaki asıl zaman yolculuğu da bu metaforun ta kendisi. Tabii burada "fikir" kavramanın da sonsuzluğa erişebildiğini belirtmek gerek. Nolan'a göre anılarımızı terk etmenin sevdiklerimizi terk etmekten hiçbir farkı yok ve sevdiklerimizin fikirleri sadece ve sadece anılar ve hatıralar sayesinde yaşamayı sürdürmekte; yani bir bakıma zamanın ötesine geçmekte.

Solucandeliği ve Endurance
"Sevgi" temasını hassas ve kapsamlı bir şekilde işleyen filmin önemli bir diğer noktası da sevginin insana neler yaptırabildiğini tüm olasılıklarıyla ele alması. Kızının hayatı için her şeyi yapmaya göze almış bir baba figürü olan Cooper'la bunu zaten gösteren Nolan'ın filmde aslında iki farklı baba figürünü bize sunduğuna dikkat etmek gerek. Bunlar da biri zaten yukarıda bahsettiğim gibi kızını kurtarmak için her şeyi yaparken kimsenin zarar görmesini istemeyen Cooper, diğeri ise kızının yaşaması için başta kendi kızı Brand (Anne Hathaway) olmak üzere tüm insanlığa yalan söyleyerek onları ölüme bırakan Profesör Brand (Michael Caine). İnsanlığı kurtaracak yerçekimi denklemini yıllar önce bitirmiş olmasına rağmen başarısız sonucu herkesten saklayan baba Brand'in bu durumuyla ahlaki değerleri sorgulatmayı başaran Nolan, sevdiği kişiyi kaybetme korkusuna her filminde olduğu gibi burada da değiniyor. Sevgi manipülasyonun kurbanı Profesör Brand ile Murph arasında geçen itiraf sahnesindeki korkutucu ve çaresiz atmosferi uzun süre unutacağımı sanmıyorum. Michael Caine'in muhteşem bir performans sergilediği bu sahnede bir babanın bir yandan kızını kurtarmak için olan son çırpınışların, diğer yandan ise korkunç kararından kaynaklı pişmanlığını tanıklık etmek bende gerçekten şok etkisi yarattı. Bu arada, her ne kadar yukarıda iki baba figüründen bahsetsem de Cooper'ın oğlu Tom'un (Casey Affleck) da aynı Brand ve Cooper gibi bir baba figürü olduğu gerçeği yadsınamaz. Ailesini tozlu diyardan götürmenin onlar için kötü olduğunu bir türlü anlayamayan Tom, aynı babası gibi ailesinin iyiliği adına büyük bir karar veriyor. Bu aslında yanlış olduğunu anlayamadığı kararı vermesindeki tek neden ise tabii ki oğluna olan büyük sevgisi. Ayrıca, Tom'un oğlundan önce doğan kızı Jesse'nin ölümünü yaşadığını belirtmekte fayda var.

İşlediği temaların birden fazla türünü seyirciye sunarak kapsamlı senaryolara imza atan Nolan'ın bu filmde de sevginin sadece ebeveyn sevgisiyle sınırlı bırakmadığı gözden kaçmıyor. Açıkçası ben Nolan'ın Hathaway'in başarılı performansıyla hayat bulan Brand karakteriyle sevginin aşk tarafını ele almasını oldukça yerinde buldum. Karakterin sevdiğine kavuşabilmek adına yaptığı "yıldızlararası" yolculuk başlı başına bir metafor. Bu arada, göz kamaştırıcı prodüksiyon tasarımıyla öne çıkan buzlu gezegen sahnesindeki Dr. Mann karakterini de unutmamak lazım. Kendini kurtarmak adına inandığı her şeyi feda etmeye hazır karakterin içinde bulunduğu hayatta kalma içgüdüsüyle insani erdemleri tekrardan gözden geçiriyoruz. Filmdeki bu kısmın John Huston'ın "The Treasure of Sierra Madre / Altın Hazineleri"ni (1948) hatırlattığını söylemeliyim. Aynı filmde verilen Newton'un üçüncü kanunu örneğinde olduğu gibi: "Arkada bir şey bırakmadan bir yere gitmek mümkün değildir."

Bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerçekçi, etkileyici ve mistik bir şekilde tasarlanan kara delik ve solucandeliği modelleriyle görsel efektte çığır açmayı başaran filmde bu modellerin bir yandan da hayatın bize sunduğu fırsatların birer metaforu olduğunu söylemek gerek. Jonathan Nolan'ın daha sonra kendi de bahsettiği gibi hayatta karşımıza çıkan fırsatların ne zaman ve nasıl çıkacağını bilmek mümkün olmamakla beraber atacağımız adamın nasıl bir sonuç doğuracağına da kestirmek mümkün değildir. Aynı ansızın beliren solucandelikleri veya kara delikler gibi. Önemli olan bu riski alacak cesarete sahip olmak. Filmdeki karakterlerin Nolan'ın her filminde olduğu gibi geçmişiyle barışık olmayan karakterler (Brand'in eski aşkını unutamaması, Cooper'ın kararından pişman olması, Murph'ün babasını affedememesi vb.) olduğunu düşünürsek karakterlerin fırsatları değerlendirip yollarına devam etmesi bu objelerle resmediliyor. Örnek olarak Cooper bu riski geç de olsa alarak hata olarak düşündüğü kararından dönerken, Brand kara delikten geçmeyerek geçmişe takılı kalıyor ve Edmund'un gezegenine ulaştığında her şey için çok geç kalmanın verdiği hüznü derinden yaşıyor.

Gargantua Kara Deliği
Kendi felsefesini ünlü fizikçi Kip Thorne'un da yardımıyla kuantum fiziği, paralel evren, zaman yolculuğu ve görelilik kuramı gibi kavramlarla harmanlayarak bilim kurgu sinemasına yeni bir soluk getiren Nolan, bilim ile kurgu arasındaki dengeyi o kadar güzel ayarlıyor ki ortaya yeni bir başyapıt çıkıyor ister istemeden. Bunu yaparken Stanley Kubrick'in başyapıtı "2001: A Space Odyssey / 2001: Bir Uzay Destanı" (1968), George Lucas'ın şaheseri "Star Wars / Yıldız Savaşları" (1977) ve yine başka bir başyapıt olan Ridley Scott'un "Alien / Yaratık"ı (1979) gibi filmlerin minyatür tekniğini kullanması filmi nostaljik bir havaya sokarken, CGI'dan (görsel efekt) bıktığımız şu yıllarda en azından bende ilaç etkisi yarattı. Özellikle minyatürlerin veya maketlerin sağ köşesindeki kameralar yardımıyla çekilen uzay gemilerine tek kelimeyle bayıldım. Uzun süredir hiç böyle bir efekt doyumu yaşamamıştım. Görsel efektlerin şaşırtıcı derecede minimum düzeyde kullanıldığı ve kullanıldığı yerlerde de mükemmel olmasından dolayı görsel efekt gibi hissedilmediği filmde yaratılan beşinci boyut/hiperküp, yani "tesseract" sahnesi ise tek kelimeyle inanılmaz. Açıkçası yılın en iyi ve en yaratıcı sekanslarından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Zamanın beşinci boyutta üç boyutlu olarak tasvir edildiği "tesseract"ı gelecekteki "gelişmiş" insanlar (onlar) tarafından yaratılan bir zaman yolculuğu aracı olarak görüyoruz. Şimdiki zamanda gerçekleşen eğer varsa metafiziksel olayların yoksa başımıza gelen büyük olayların aslında gelecekteki insanların "yerçekimi" sayesinde "paralel evrendeki şimdiki zaman"a olan etkileşimlerinden kaynaklandığı gibi ilginç bir noktaya parmak basıyor. Aynı Newton'ın başına elma düşmesi gibi. Düşündükçe daha da etkilendiğim bu sahnenin beni fazlasıyla duygulandırdığını da söylemeliyim.

Temeli iyi atılmış bir ilk yarıyla filmine açılış yapan Nolan'ın özellikle Cooper ile Murph arasındaki ilişkiye gerçekten sağlam bir zemin hazırlamış. Aceleye getirmeden sakin bir anlatımı tercih eden yönetmenin bu tavrını tüm filmde de izlemek mümkün. Ama özellikle ikisi arasında geçen sahnelere inanılmaz detaylar eklendiği gözle görülür bir gerçek. Bunlardan mısır tarlasındaki hava aracı kovalama sahnesi teknik açıdan da bir o kadar etkileyici. Nolan'ın dinamik kamerayı zaman zaman kesmeden kullanması, hatta önlerine çıkan araca çarpmamak için yapılan manevranın kesintisiz bir şekilde sunulmasına hayran kaldım. Ses efektlerini sanki aracın içindeymişiz hissi vererek kullanması da cabası. Mackenzie Foy'un performansıyla gözleri üzerine çektiği filmde Murph ile Cooper'ın ayrılma sahnesi ise metaforik bir şekilde bağlanarak yine beni derinden etkileyen sekanslardan biri oldu. Cooper'ın kamyonetinin ayrılmasını sağ çaprazdan çekerek araca roket havalanması benzetmesi yapan Nolan, görüntü üzerine eklediği geri sayımla sahneyi fazlasıyla derin hale getirmiş. Ve sahnenin alışagelmişin dışına çıkarak bir anda uzay aracın içinde devam etmesi de hoş bir yenilik olarak göze çarpıyor. 

Murph (Mackenzie Foy) ve Cooper
169 dakikalık uzun süresine rağmen hiçbir dakikanın boşa harcanmadığı filmin uzaya gitmeleriyle beraber başlayan ikinci yarısı ise sinema tarihine geçecek sahnelerle seyirciye gerçek bir film keyfi sunmakta. İlk gezegendeki dalga sahnesi gibi Nolan estetiğinin görüldüğü sahnelerin bulunduğu filmin ve yılın tartışmasız en iyi sahnesi ise kuşkusuz Dr. Mann'in gezegeninden kaçışla başlayıp Endurance'a bağlanmasıyla son bulan o mükemmel ötesi sahne. Hans Zimmer ve Christopher Nolan'ın karşışıklı şov yaptığı bu sahneyi açıkçası sonsuza kadar izleyebilirim. "2001" referanslarının rahatlıkla görüldüğü, heyecan düzeyinin maksimuma çıktığı sahnede klasik Nolan kurgu şöleninin tadını çıkarmaya başlıyorsunuz. Tabii bunların hepsinde Wally Pfister'ın elinden görüntü yönetmenliği alan Hoyte Van Hoytema'nın katkısı gerçekten fazla. Başta hiperküp ve uzay sahnelerinde olmak üzere ortaya fazlasıyla estetik sahneler çıkartmayı başaran ve harikulade ışıklandırmalara imza atan Hoytema, yılın en iyi görüntü yönetmenliğine imza atmayı başarmış.

Nolan'ın her filminde olduğu gibi Lee Smith'in yine harika bir kurguya imza attığı filmde hayran kaldığım bir diğer sahnede zaman göreliliğine göre 23 yıllık bir süreçten gelmiş Cooper'ın Endurance'da çocuklarının görüntülerini izlediği sahneydi. Cooper'ın adeta 23 yıl birden yaşlandığı bu sahnede McConaughey tek kelimeyle inanılmaz. Oscar'lı aktör tartışmasız yılın en iyi erkek oyuncu performanslarından biri veriyor. Umarım Oscar'larda bu sene hakkı yenmez. Bu sahnenin hemen öncesinde 23 yıldır insan yüzü görmeyen Romilly'nin (David Gyasi) Cooper ve Brand'i gördüğünde sevinip sarılmak istemesi ama Cooper'ın bunu farketmemesi de hoşuma giden detaylardan. Ve tabii son olarak filmin finalindeki Murph (Ellen Burstyn) ile Cooper arasında geçen o gözyaşlarıma hakim olamadığım duygusal sahneyi belirtmek gerek. Baba sevgisini mükemmel bir şekilde özetleyen "çünkü babam söz vermişti" diyaloğu beni mahvetti.

Bu arada Hans Zimmer demişken Oscar'lı müzisyen tek kelimeyle mükemmel bir film müziğine imza attığını söylemeliyim. Organ kullanımıyla ("No Time For Caution", "Day One Darkve "Mountains") neredeyse artık Bach'lığını ilan eden Zimmer, seyirciyi gerçekten yıldızların ötesine götürmeyi başarıyor. Bestelediği duygusal ana tema müziğini ("First Step" ve "Cornfield Chase") oğluna yazdığı bir sevgi mektubu olarak tasvir eden Zimmer, filmin duygusallık derecesini belirleyen en önemli unsur haline geliyor. "Message From Home" ve "S.T.A.Y" besteleriyle karakterlerin içinde bulunduğu yalnız ve çaresiz durumu iliklerimde hissettim. Ve tabii "No Need To Come Back"le saf korkuyu... Dinledikçe tüylerim ürperiyor. Solucandeliğinin o mistik ve dünyevi olmayan havasını sanki ben içine giriyormuşum gibi bana hissettiren "The Wormhole" adlı besteyi de unutmamak lazım.

Nolan'ın da özellikle altını çizdiği gibi Andrei Tarkovsky'nin "Solyaris / Solaris" (1972) ve "Zerkalo / The Mirror / Ayna" (1975) eserlerinin etkilerine rastlandığı filmdeki asıl göndermeler tabii ki Nolan'ın en sevdiği filmlerden bir olan "2001: Bir Uzay Destanı" üzerine. Başta objelerin müzik eşliğindeki dairesel hareketleri, solucan deliğinin Satürn'ün yanında belirmesi* ve Cooper'ın kara deliğin içindeki yolculuğu olmak üzere "2001"e ait bir sürü referansa rastladığımız filmde gemi içindeki sahnelerde de "Yaratık" izleri bulmak mümkün. Öte yandan, Nolan'ın türünün diğer örneklerine nazaran yeni astronot giysileri yerine kullanılmış hissi verebilen giysileri kullanması filmin gerçekçilik hissini bir üst seviyeye taşımış. Aynı şekilde filmde kullanılan minimalist teknolojinin de bilgisayar yardımı kullanılmadan oluşturulması bende inanılmaz bir doyum hissi yarattı. Buna "2001" "monolith"lerini andıran TARS (Bill Irwin) ve CASE robotları dahil. 

Brand
Sonuç olarak "Interstellar / Yıldızlararası"yla zaman ve mekanın ötesine geçebilecek tek şeyin sevgi olduğunu daha önce yapılmamış mecazi bir dille seyirciye sunan Christopher Nolan, sadece yılın en iyi filmine değil; aynı zamanda yeni bir bilim kurgu başyapıtına imza atıyor. İnsanoğlu olarak zamanın kıymetini ne yazık ki bilemediğimiz altının çizildiği filmde Nolan yönetmenlik koltuğunda harikalar yaratırken, başroldeki Matthew McConaughey ise yeni bir Oscar’lık performans sergiliyor. Görsel efektlerin minimum düzeyde kullanılmasına rağmen nefes kesen kara delik ve soluncandeliği tasarımlarıyla bir ilki gerçekleştiren film, eski tekniklerle çekilmesiyle de "2001: A Space Odyssey" gibi başyapıtların izinden gidiyor. "Yıldızlarası" için yazılacak daha çok şey var ama bu yazının da bir yerde bitmesi lazım. Tekrar tekrar izlenmesi gereken bu şahane filmi kesinlikle IMAX'de izlemenizi öneririm.

* Stanley Kubrick 2001'i Satürn de sonlandırmak istemiş; fakat Satürn'ün halkalarını yaratmadaki teknik yetersizlik yüzünden Jüpiter de karar kılmış.

Yönetmen: Christopher Nolan
Senaryo: Jonathan Nolan, Christopher Nolan
Oyuncular: Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Michael Caine, Casey Affleck, Wes Bentley, Ellen Burstyn, Mackenzie Foy, John Lithgow, David Gyasi, Matt Damon, Timothée Chalamet, Bill Irwin
Orijinal Müzik: Hans Zimmer
Görüntü Yönetimi: Hoyte Van Hoytema
Kurgu: Lee Smith
Prodüksiyon Tasarımı: Nathan Crowley
Süre: 169 dk.
Ülke: ABD, Birleşik Krallık

NOT: A

8 Kasım 2014 Cumartesi

2. Film Doktoru Ödülleri

>

Ve 2013 yılına son noktayı koyacağımız haftaya da sonunda geldik. Tabii ki hala birkaç eksik film var, ama 2013'e ait tüm filmleri de bitirmek zaten neredeyse imkansız. Ayrıca, kalan filmlerin de Film Doktoru'nun listesini etkileme oranının fazla olduğunu düşünmüyorum; çünkü elimizde gayet kaliteli bir liste var. 

2013'e ait 140'a yakın filmi izleyerek oluşturduğum 2. Film Doktoru Ödülleri'nin amacının ilk Film Doktoru Ödülleri'nde olduğu gibi siteye göre ödül hak ettiğini düşündüğü filmleri seçmek olduğunun altını çizer, kazananlardan çok aday olan filmlerin önemli olduğunu "özellikle" vurgulamak isterim. Sonuçta kazananlar siteyi takip eden okuyucular tarafından az çok tahmin edebileceği gibi bazı kategorilerin cevaplarını da site içinde bulmak oldukça kolay. Asıl önemli olan şey yılın en iyileri olduğunu veya izlenmesi gerektiğini düşündüğüm filmlere tanınma hakkı sağlamak. İlk ödüllerde de bahsettiğim gibi aşağıdaki listeyi incelediğiniz takdirde Oscar kategorilerinin yanı sıra çizgi roman, bilimkurgu ve yerli film gibi kategoriler dahil olmak üzere toplamda 26 kategorinin olduğunu farkedeceksiniz ki, ortaya 2013'ün kesinlikle göz atılması gereken filmlerine dair oldukça başarılı listenin çıktığına inanıyorum. Belgesel kategorisi ise bu sene ne yazık ki yok. Sezona ait hiçbir belgeseli izlemediğimi göz önünde bulundurursak böyle bir kategoriyi koymak pek de anlamlı değil. Bu arada ödülleri kazananların altına adayları ve unutulmaması gerekenleri de koyduğum için liste daha kapsamlı bir 2013 yıl özeti haline geldi.

İzlediğim 130'dan fazla filmden sadece 61 filmin adaylık aldığı 2. Film Doktoru Ödülleri'ni aylarca üzerinde düşünerek oluşturdum. Yani ortaya çıkan liste 40 veya 50 film izlenerek çıkmış bir liste değil. İngilizcede "mention" yani "anma"dan türüyen mansiyon ödülünde adı anılması gereken filmlerin en iyisini seçicez . Bu arada adayları oluştururken site kapsamında en az B almış filmler daha ön plandaydı. Dili İngilizce Olmayan En İyi Film kategorisini de daha fazla filme tanınma hakkı sağlamak için koyduğumu belirtmeliyim.

Gelelim kazananlara. Siteyi takip edenlerinde bileceği gibi "Gravity", En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini kucakladığı listenin en fazla ödül kazananı da yine "Gravity" oldu. Yılın en iyi ikinci filmi olduğunu düşündüğüm "Her" ise Film Doktoru Özel Ödülü ve en iyi senaryo ödüllerini alırken "Dallas Buyers Club" ile "Hobbit" 3'er ödülle en fazla ödül alan ikinci filmler oldu.

Matthew McCounaughey'in En İyi Erkek Oyuncu, Jared Leto'nun ise En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazandığı listede oyunculuk kategorisinin en özgün işi yardımcı kadın oyuncu dalında June Squib'in "Nebraska"daki tatlı performansıyla ödül alması oldu. Diğer ödüllerin sürpriz olmasını istediğim için yazımı artık burada sonlandırıyorum. 2013'ü geç de olsa burada sonlandırıyorum; fakat bir ay önce başladığım 2014 filmleriyle kaldığımız yerden devam ediyoruz. Keyifli incelemeler...

İşte karşınızda 2. Film Doktoru Ödülleri Adayları:




En İyi Film

Gravity

Film Doktoru Jüri Özel Ödülü
 

Her

Sırayla Diğer Adaylar:

  •  La Vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Color
  • The Hobbit: The Desolation of Smaug
  • The Wolf of Wall Street
  • Dallas Buyers Club
  • Prisoners 
  • Only Lovers Left Alive 
  • Rush
  • Soshite Chichi Ni Naru / Like Father, Like Son


Dili İngilizce Olmayan En İyi Film

La Vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Color (Fransa)

Film Doktoru Özel Ödülü




Soshite Chichi Ni Naru / Like Father, Like Son (Japonya)

Sırayla Diğer Adaylar:

  • La Grande Bellezza / The Great Beauty (İtalya) 
  • Pozitia Copilului / Child's Pose (Romanya)
  • Le Passé / The Past (İran)
  • Dabba / The Lunchbox (Hindistan)
  • Metro Manila (Filipinler) 
  • Wadjda (Suudi Arabistan)
  • Omar (Filistin) 
  • Ilo Ilo (Singapur)


En İyi Yönetmen

Alfonso Cuaron, Gravity
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Abdellatif Kechiche, La Vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Color
  • Spike Jonze, Her
  • Martin Scorsese, The Wolf of Wall Street
  • Denis Villeneuve, Prisoners
Sırayla Unutulmaması Gerekenler:


  • Jean-Marc Vallée, Dallas Buyers Club
  • David O. Russell, American Hustle
  • Ron Howard, Rush
  • Hirokazu Koreeda, Soshite Chichi Ni Naru / Like Father, Like Son


En İyi Erkek Oyuncu

Matthew McConaughey, Dallas Buyers Club
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Leonardo DiCaprio, The Wolf of Wall Street
  • Christian Bale, American Hustle
  • Hugh Jackman, Prisoners
  • Joaquin Phoenix, Her
Sırayla Unutulmaması Gerekenler:

  • Michael Douglas, Behind the Candelebra
  • Al Pacino, Phil Spector
  • Ralph Fiennes, The Invisible Woman
  • Bruce Dern, Nebraska
  • Tom Hanks, Captain Phillips
  • Matt Damon, Behind the Candelebra
  • Matthew McConaughey, Mud
  • Masaharu Fukuyama, Soshite Chichi Ni Naru / Like Father, Like Son
  • Forest Whitaker, The Butler
  • Chris Hemsworth, Rush


En İyi Kadın Oyuncu

Adele Exarchopoulos, La Vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Color 
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Amy Adams, American Hustle
  • Cate Blanchett, Blue Jasmine
  • Meryl Streep, August: Osage County
  • Sandra Bullock, Gravity
Sırayla Unutulmaması Gerekenler:

  • Luminita Gheorghiu, Pozitia Copilului / Child's Pose
  • Judi Dench, Philomena
  • Bérénice Bejo, Le Passé / The Past


En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Jared Leto, Dallas Buyers Club
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Jake Gyllenhaal, Prisoners
  • Matthew McConaughey, The Wolf of Wall Street 
  • Jonah Hill, The Wolf of Wall Street
  • Bradley Cooper, American Hustle
Sırayla Unutulmaması Gerekenler:

  • Daniel Brühl, Rush
  • Barkhad Abdi, Captain Phillips
  • Michael Fassbender, 12 Years a Slave
  • Will Forte, Nebraska


En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

June Squibb, Nebraska
Sırayla Diğer Adaylar:


  • Lea Seydoux, La Vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Color
  • Jennifer Lawrence, American Hustle 
  • Margot Robbie, The Wolf Wall Street 
  • Scarlett Johansson, Don Jon
Sırayla Unutulmaması Gerekenler:


  • Julia Roberts, August: Osage County
  • Melissa Leo, Prisoners


En İyi Orijinal Senaryo
  • Her, Spike Jonze 
Sırayla Diğer Adaylar:
  • Gravity, Alfonso Cuarón ve Jonás Cuarón
  • Dallas Buyers Club, Craig Borten ve Melisa Wallack
  • Prisoners, Aaron Guzikowski
  • Only Lovers Left Alive, Jim Jarmusch 


En İyi Uyarlama Senaryo
  • The Wolf of Wall Street, Terence Winter (senaryo), Jordan Belfort (kitap) 
Sırayla Diğer Adaylar:
  • La Vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Color, Abdellatif Kechiche ve Ghalia Lacroix (senaryo), Julie Maroh (çizgi roman)
  • The Hobbit: The Desolation of Smaug, Fran Walsh, Philippa Boyens, Peter Jackson ve Guillermo del Toro (senaryo)J.R.R. Tolkien (roman)
  • Captain Phillips, Billy Ray (senaryo),  Richard Phillips (kitap)
  • Much Ado About Nothing, Joss Whedon (senaryo), William Shakespeare (oyun)


En İyi Kurgu
  • Gravity
Sırayla Diğer Adaylar:
  • Rush
  • The Wolf of Wall Street
  • Captain Phillips
  • American Hustle


En İyi Görüntü Yönetimi
  • Gravity
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Prisoners
  • Her
  • Inside Llewyn Davis
  • Only Lovers Left Alive


En İyi Kostüm Tasarımı
  • The Hobbit: The Desolution of Smaug
Sırayla Diğer Adaylar:
  • American Hustle
  • The Great Gatsby
  • The Invisible Woman
  • The Wolf of Wall Street


En İyi Prodüksiyon Tasarımı
  • The Hobbit: The Desolution of Smaug
Sırayla Diğer Adaylar:
  • Gravity
  • Star Trek: Into Darkness
  • American Hustle
  • Her


En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı
  • Dallas Buyers Club
Sırayla Diğer Adaylar:
  • The Hobbit: The Desolution of Smaug
  • Star Trek: Into Darkness
  • American Hustle
  • Behind the Candelabra


En İyi Görsel Efekt
  • Gravity
Sırayla Diğer Adaylar
  • The Hobbit: The Desolution of Smaug
  • Pacific Rim
  • Star Trek: Into Darkness
  • Man of Steel
Sırayla Unutulmaması Gerekenler:
  • The Lone Ranger
  • Iron Man 3
  • Elysium
  • Oblivion
  • Thor: The Dark World



En İyi Ses Miksajı
  • Gravity
Diğer Adaylar
  • Captain Phillips
  • The Hobbit: The Desolution of Smaug
  • Man of Steel
  • Inside Llewyn Davis


En İyi Ses Kurgusu
  • Gravity
Diğer Adaylar
  • All Is Lost
  • The Hobbit: The Desolution of Smaug
  • Iron Man 3
  • Man of Steel


En İyi Şarkı
  • "I See Fire", The Hobbit: The Desolation of Smaug
Sırayla Diğer Adaylar
  • "Happy", Despicable Me 2
  • "Let It Go", Frozen
  • "Young & Beautiful", The Great Gatsby
  • "Oblivion", Oblivion


En İyi Müzik
  • Gravity, Steven Price
Sırayla Diğer Adaylar:
  • Man of Steel, Hans Zimmer
  • Her, Arcade Fire
  • Oblivion, Anthony Gonzalez, Joseph Trapanese ve M83
  • Only Lovers Left Alive, SQÜRL ve Jozef van Wissem 
Sırayla Unutulmaması Gerekenler:
  • Rush, Hans Zimmer
  • Prisoners, Jóhann Jóhannsson
  • The Lone Ranger, Hans Zimmer
  • The Hobbit: The Desolation of Smaug, Howard Shore
  • 12 Years a Slave, Hans Zimmer
  • Nebraska, Mark Orton
  • The Bible, Hans Zimmer
  • Batman: The Dark Knight Returns, Part 2, Christopher Drake

En İyi Toplu Performans

American Hustle
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Dallas Buyers Club
  • Nebraska
  • Prisoners
  • The Wolf of Wall Street


En İyi Animasyon

Monsters University
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Batman: The Dark Knight Returns, Part 2
  • Frozen
  • Justice Leauge: The Flashpoint Paradox
  • Kaze tachinu / The Wind Rises


En İyi Yerli Film

Sen Aydınlatırsın Geceyi
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Kusursuzlar
  • Jîn
  • Kelebeğin Rüyası
  • Yozgat Blues


En İyi Çizgi Roman Filmi

Man of Steel
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Blue Is the Warmest Color
  • Iron Man 3
  • Thor: The Dark World
  • The Wolverine


En İyi İlk Film

Dabba / The Lunchbox 
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Don Jon
  • In a World...
  • The Selfish Giant
  • The Way, Way Back


En İyi Korku/Bilimkurgu Filmi

Gravity 
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Star Trek: Into Darkness 
  • The World's End
  • Oblivion 
  • The Conjuring 

Film Doktoru Özel "Mansiyon" Ödülü

Short Term 12 

Film Doktoru Özel Mansiyon İkincilik Ödülü


The Invisible Woman
Sırayla Diğer Adaylar:

  • Upstream Color
  • Phil Spector
  • Krugovi / Circles
  • Mud
  • Philomena
  • The Hunger Games: Catching Fire
  • All Is Lost
  • 12 Years a Slave

Ödül Sayılarına Göre Filmler

9 - Gravity
3 - Dallas Buyers Club, The Hobbit: The Desolution of Smaug
2 - Her, La Vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Color
1 - American Hustle, Dabba / The Lunchbox, The Invisible Woman, Man of Steel, Monsters University, Nebraska, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Short Term 12, Soshite Chichi Ni Naru / Like Father Like Son, The Wolf of Wall Street


Adaylık Sayılarına Göre Filmler

12 - Gravity
10 - The Wolf of Wall Street
9 - American Hustle, The Hobbit: The Desolution of Smaug
7 - Her, La Vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Color, Prisoners
6 - Dallas Buyers Club
5 - Man of Steel
4 - Only Lovers Left Alive, Star Trek: Into Darkness
3 - Captain Phillips, Oblivion
2 - All Is Lost, Dabba / The Lunchbox, Don Jon, The Great Gatsby, Frozen, Inside Llewyn Davis, The Invisible Woman, Iron Man 3, Nebraska, Soshite Chichi Ni Naru / Like Father Like Son, Rush
1 - 12 Years a Slave, August: Osage County, Batman: The Dark Knight Returns Part 2, Behind the Candelabra, Blue Jasmine, The Conjuring, Despicable Me 2, La Grande Bellezza / The Great Beauty, The Hunger Games: Catching Fire, Ilo Ilo, In a World..., Jîn, Justice Leauge: The Flashpoint Paradox, Kaze tachinu / The Wind Rises, Kelebeğin Rüyası, Kusursuzlar, Krugovi / Circles, Metro Manila, Monsters University, Much Ado About Nothing, Mud, Omar, Pacific Rim, Le Passé / The Past, Phil Spector, Philomena, Pozitia Copilului / Child's Pose, The Selfish Giant, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Short Term 12, Thor: The Dark World, Upstream Color, Wadjda, The Way Way Back, The Wolverine, The World's End, Yozgat Blues

Değerlendirmeye alınan 130'dan fazla filmi ise buradan inceleyebilirsiniz.

5 Kasım 2014 Çarşamba

#filmekimi2014 Özel: DEUX JOURS, UNE NUIT / TWO DAYS, ONE NIGHT (2014)

>
NOT: A-
Ve sonunda 13. Filmekimi'yle alakalı son filme geldik. Önceki yazılarımda bahsettiğim gibi Cannes Film Festivali'de yarışan filmlerin yılın yabancı dildeki en iyi film yarışına şekil verdiği bir gerçek. Ve Filmekimi sayesinde neredeyse tamamını yıl bitmeden izleme şansı bulduk. 2014 Cannes Film Festivali'de Altın Palmiye'yi "Kış Uykusu" aldığında Dardenne kardeşlerin yeni filmi "Deux Jours, Une Nuit / Two Days, One Night / İki Gün, Bir Gece"nin ismi sıkça duyuluyordu. Ve izledikten sonra neden öne çıktığını kendi gözlerimle görmüş oldum. 

Marion Cotillard'ın performansıyla seyircinin yüreğine işlediği "İki Gün, Bir Gece", Dardenne kardeşlerin herkesin başına gelecek oldukça sıradan ama bir o kadar da kötü bir işten çıkarılma hikayesini tüm gerçekçiliğiyle ekrana yansıttığı güçlü bir karakter dramı örneği. Uzun çekimleriyle sahnelere derinlik getiren Dardenne kardeşler yılın en iyi filmlerinden birine imza atmış. Cannes Film Festivali'nde her ne kadar eli ödülle dönmemiş olsa da başta kadın oyuncu olmak üzere birçok dalda kendini gösteren film, bu sene Belçika adına Oscar'larda yarışacak. Alt metinde evli bir çift olmanın ne gerektirdiğini işleyen filmin oyuncu kadrosunda bulunan diğer isimler ise Fabrizio Rongione ve Pili Groyne.

Sandra (Marion Cotillard)
Senaryodaki her diyaloğun üzerinde düşünülerek yazıldığı her halinden belli olan filmde depresyonda olduğu süre içerisinde işe gidemediği için şirketi tarafından çıkarılma tehlikesi yaşayan bir kadının işini geri alma çabasını anlatıyor. Patronu tarafından zorlanan veya manipüle edilen (Sandra işten çıkarılırsa herkesin maaşının 1000 euro artması) iş arkadaşlarının oylaması sonucu işinden atılma tehlikesi yaşayan Sandra, çareyi tüm iş arkadaşlarını tek tek ziyaret ederek onları ikna etmeye çalışmakta bulur. Dardenne kardeşlerin tüm sadeliğiyle olayı ele aldığı filmin realist tonu gerçekten seyirciyi avucunun içine alıyor. Onur ve şerefini bir kenara atan Sandra'nın çaresizlik içinde bir insanın düşebileceği en kötü durumu Marion Cotillard'ın muhteşem performansıyla içinizde hissediyorsunuz adeta. Yılın şu ana kadarki en iyi kadın oyun performansını veren Cotillard, özellikle Dardenne kardeşlerin bir tiyatro sahnsini andıran uzun çekim sahnelerdeki sürekli duygusal patlamaları ayakta alkışlanacak cinsten. Cannes'da ödül dahi alamayan bu filmin hak ettiği kadın oyuncu ödülü nasıl es geçilmiş anlayabilmiş değilim.

Empati ve acımasızlığın bir arada yaşandığı görüşmelerde karakterin yaşadıkları zaman zaman seyirciyi duygulandırırken zaman zaman da ağzını açık bırakıyor. İnsanların bu kadar saçma bir olaya şaşırtıcı derecede kayıtsız kalması insanoğlunun bencil ve açgözlü yapısını bir kez daha bize gösteren Dardenne kardeşler, neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermeyen karakterlerin içinde bulundukları amansız savaşa da seyirciyi ortak ediyor. Açıkçası ben ailesine bakmak zorunda olduğu için paraya ihtiyacı olan karakterler adına karar vermekte zorlandım. Bunun yanında sırf zam alamayacak diye şiddete başvurarak insanlıktan çıkan karakterlere de rastlamak mümkün. Söz konusu para oldu mu ihtiyacı olmasa bile gözü dönen bazı karakterlerin ister koca ister baba olsun nasıl bir canavar halini aldığını görüyoruz. Çok işlenen bir tema olduğu bir gerçek, ama Dardenne kardeşlerin bu olayı minimalist bir yapıda incelemesi filmi güzel kılan en önemli unsur.

Filmde dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli unsur da Sandra ile eşi Manu arasındaki problemli ilişkinin hikaye ilerledikçe gösterdiği değişim. Depresyon süresince eşinden uzaklaşan Manu'nun Sandra'nın ayakları üzerinde tekrardan durmasıyla devam ettirdiği desteğini arttırması karı-koca olmanın ne gerektirdiğine dair ders niteliğinde. Şartlar ne olursa olsun desteğini esirgemeyen Manu'nun her şeyi düzeltebileceklerine inanması ve Sandra'nın filmin finalinde Manu'ya telefonda başardık demesi resmen yürek ısıtıyor. Hatta hatırladıkça hala tüylerimin diken diken olduğunu söylemeliyim.

Sandra
Toparlamak gerekirse; Dardenne kardeşlerin insanlık üzerine zaman zaman depresif ama sonunda yürek ısıtan filmi "Deux Jours, Une Nuit / Two Days, One Night / İki Gün, Bir Gece", Marion Cotillard'ın güçlü performansıyla yılın en iyi filmleri arasında. Bilindik temalara değinmesine rağmen samimi ve gerçekçi tavrıyla etkilemeyi başaran minimalist filmin uzun çekimli sahneleri ise oldukça dikkat çekici.
2014 Cannes Film Festivali Adaylıkları
  • Altın Palmiye
      Yönetmen: Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne
      Senaryo: Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne
      Oyuncular: Marion Cotillard, Fabrizio Rongione, Pili Groyne
      Görüntü Yönetimi: Alain Marcoen
      Kurgu: Marie-Hélène Dozo
      Süre: 95 dk.
      Ülke: Belçika, Fransa

      NOT: A-

      28 Ekim 2014 Salı

      #filmekimi2014 Özel: MAPS TO THE STARS, ADIEU AU LANGAGE / GOODBYE TO LANGUAGE ve IL CAPITALE UMANO / HUMAN CAPITAL (2014)

      >
      NOT: B
      13. Filmekimi bitmiş olabilir ama kaçırdığım birkaç filmi de sıcağı sıcağına yazmamak olmazdı. Bu filmlerin yıl için taşıdığı önemi de göz önünde bulundurunca hazır Filmekimi yeni bitmişken aradan çıkarmanın uygun olacağını düşündüm. Bunlardan ilki David Cronenberg'in bu sene Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışmış filmi "Maps to the Stars / Yıldız Haritası".

      Julianne Moore'a en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandıran "Yıldız Haritası", içinde Hollywood eleştirisi barındıran "Cosmopolis"in aksine Cronenberg'ten beklenileni veren bir film. Çocuk yıldızların para uğruna aileleri tarafından sömürülmesini konu alan filmde para ve şöhretin birey üzerindeki negatif etkisine değiniliyor. Bilindik temasıyla seyirciye çok da yeni bir şey sunmayan filmin kara mizahı ise filmin ilgi çekici özelliği. Klişe tesadüflerin bilindik komedi unsurlarıyla (karakterin silahın dolu olduğunu bilmeden silahla oynaması gibi) bir kez daha sunulduğu filmin en öne çıkan ismi ise tabii ki Julianne Moore. Performansıyla ödülü sonuna kadar hak ettiğini gösteren ünlü oyuncu filmde yırtınıyor adeta. Performansı belki Oscar adaylığı bile getirebilir; fakat Moore'un bu seneki yoğun takvimini göz önünde bulundurursak başka bir filmden bile adaylık alabilme ihtimali var. Bu arada filmde Mia Wasikowska yine klasik Wasikowska olarak kendini sevdirmeyi başarıyor. Robert Pattinson "Twilight" imajından daha da sıyrılırken genç oyuncu Evan Bird ise genç yaşta kariyerine güzel bir performans ekliyor.

      2014 Cannes Film Festivali Ödülleri
      • En İyi Kadın Oyuncu: Julianne Moore
      2014 Cannes Film Festivali Adaylıkları
      • Altın Palmiye
          Yönetmen: David Cronenberg
          Senaryo: Bruce Wagner
          Oyuncular: Julianne Moore, Mia Wasikowska, John Cusack, Robert Pattinson
          Orijinal Müzik: Howard Shore
          Görüntü Yönetimi: Peter Suschitzky
          Kurgu: Ronald Sanders
          Süre: 111 dk.
          Ülke: Kanada, ABD

          NOT: B


          NOT: B-
          13. Filmekimi
          13. Filmekimi'nde izleyip de yazmayı pek düşünmediğim ama sitede bulunması açısından azıcık bir şeyler karalamanın iyi olacağını düşündüğüm "Adieu Au Langage / Goodbye to Language / Dile Veda", festivalin en sıradışı filmiydi kuşkusuz. Deneysel yapısıyla her seyirciye hitap etmeyen film Jean-Luc Godard'dan beklenilecek her şeye sahipti. İzlerken kendimi bir an üniversite yıllarında aldığım CINE 122: Expression and Innovation in Film and Video dersinde gibi hissettiğim film, politik alt yapısıyla Godard ve deneysel sinema severleri mest edecektir. Bu sefer günümüz teknolojisi üç boyutu bir silah gibi kullanarak seyirciyi ilginç bir yolculuğa çıkaran ünlü yönetmen, deneysel sinemanın en kaliteli örneklerinden birine imza atıyor kuşkusuz. İzlerken bir an dalga geçiliyor gibi hissetme şansınız bile var. Filmi festivale izlerken 70 dakikalık süresine rağmen birçok seyircinin salonu terk etmeye başladığını gördüm. Lakin filmin "gerçekten" her seyirciye yönelik olmadığını düşünürsek bunu gayet anlayışla karşılamak gerekir. Deneysel Godard sineması severlerin kesinlikle izlemesi gerektiğini düşündüğüm film, bu sene Cannes Film Festivali'nde Xavier Dolan'ın "Mommy" filmiyle beraber Jüri Ödülü'nün sahibi oldu.

          2014 Cannes Film Festivali Ödülleri
          • Jüri Ödülü
          2014 Cannes Film Festivali Adaylıkları
          • Altın Palmiye
              Yönetmen: Jean-Luc Godard
              Senaryo: Jean-Luc Godard
              Süre: 70 dk.
              Ülke: Fransa

              NOT: B-


              NOT: C
              Sırf İtalyan Oscarlarında "The Great Beauty / Muhteşem Güzellik"i geçerek en iyi film seçildiği için 13. Filmekimi'nde izlemek istediğim "Il Capitale Umano / Human Capital / İnsan Sermayesi" hakkında söyleyebileceğim pek güzel söz yok. Üstüne fazla konuşmaya da gerek yok çünkü belli ki yönetmen Paolo Virzi taş devrinde yaşıyor, açıkçası ben uzun zamandır bu kadar klişeleşmiş bir olay örgüsü kullanan film izlememiştim. İğrenç bir şekilde sakız çiğneyen Fabrizio Bentivoglio'yu izlemek zaten başlı başına bir işkence. Sesi çıkmayan Valeria Bruni Tedeschi daha da kötü. Filmdeki her olay inanılmaz hızlı tahmin edilebilir bir şekilde ilerliyor. Tesadüflerin birbirini izlediği oyuncuların içindeki bulundukları filmi inanılmaz özgün zannedip çok ciddiye aldığı filmde bir Matilde Gioli öne çıkıyor. Onu da güzelliğine borçlu. Senaryonun oldukça zayıf, diyalogların ise ucuz hissedildiği filmde söylenmek istenilen bu kapitalist dünyada insan yaşamının bile bir fiyatı bulunduğu, yeri geldiğinde rahatlıkla satın alınabileceği vurgulanıyor, ama yeterli mi. Kesinlikle değil. Filmi ben 3 günde zor bitirdim; o derece.
                  Yönetmen: Paolo Virzì
                  Senaryo: Paolo Virzì, Francesco Bruni, Francesco Piccolo (senaryo), Stephen Amidon (kitap)
                  Oyuncular: Fabrizio Bentivoglio, Matilde Gioli, Valeria Bruni Tedeschi
                  Orijinal Müzik: Carlo Virzì
                  Süre: 111 dk.
                  Ülke: İtalya

                  NOT: C